""

Yurt dışına altın kaçırmak isterken yakalanan FETÖ sanıkları için 5-10 yıl hapis istendi
İZMİR'de, yurt dışına altın kaçırmak isterken yakalandığı belirtilen ve FETÖ/PDY üyesi oldukları iddiasıyla tutuklanan Semih S., Ahmet İ. ve Furkan Ç. hakkında 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianamede ayrıca örgütle ilgi verilen çeşitli bilgiler ve tespitler dikkat çekti.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın FETÖ/PDY'ye yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri, 1 Ağustos'ta Semih S., Ahmet İ. ve Furkan Ç.'yi gözaltına aldı. FETÖ/PDY üyesi oldukları iddiasıyla operasyonda yakalanıp, tutuklanan Semih S., Ahmet İ. ve Furkan Ç. hakkında iddianame hazırlandı. Yurt dışına altın kaçırmak istedikleri belirtilen sanıklar için 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Ayrıca soruşturma kapsamında aranan ve yurt dışına kaçtıkları belirlenen kuyumcu sahipleri Mehmet E. ve Yasir Adil E. hakkında yakalamaya yönelik tutuklama kararı bulunduğu ve dosyalarının ayrıldığı belirtildi.
Soruşturmayı yürüten Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Cumhuriyet Savcısı Ayhan Yılmaz tarafından hazırlanan 30 sayfalık iddianamede örgütün nasıl ve ne şekilde hareket ettiği yönünde bilgilerde verildi.
CENNET HAYALİYLE HAREKET EDİLMİŞ
İddianamede, FETÖ/PDY üyelerinin mutlak itaat ve cennete kavuşacakları hayaliyle hareket ederek devlet içinde örgütlendiği belirtildi. ÖSS, YDS, DGS, ALES, YÖS, ÜDS, KPDS, TUS, KPSS askeri okullara giriş sınavı, polislik sınavı, hakim adaylığı sınavı başta olmak üzere birçok sınav sorularını hukuka aykırı yollarla ele geçirerek, kendi mensuplarının eğitim kurumlarına veya kamu kurumlarına yerleştirilmesini sağladığı belirtildi. Üretilen sahte belge ve delillerle, örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmalar açılmasını sağlayarak bu kişilerin haksız şekilde devlet kadrolarından tasfiye edildiği kaydedildi. İddianamede; tasviye edilen kişilerin yerine ise örgüt elemanlarının yerleştirilmesini sağladığı, bu gibi yöntem ve araçlarla örgütün nihai amacına ulaşmaya çalıştığının anlaşıldığı ifade edildi.
'GÜLEN'İN ARTIĞINI İÇMEK İÇİN SIRAYA GİRERLER'
Örgüt mensuplarınca 'insanüstü bir varlık' olarak kabul edilen Fethullah Gülen'in, FETÖ'yü ve kendini, devlet düzeninin üstünde gördüğü belirtilerken, iddianamede şunlara da yer verildi:
"Öyle ki bu 'insanüstü varlığın' yarım bıraktığı yiyecek atığı veya suyu, içeceği bile olağanüstüdür. Örgüt üyeleri onun içtiği çay veya suyun artığını içmek için sıraya girer ve ona kutsiyet atfederler. O peygamberler, evliyalar ve diğer din büyükleriyle mana aleminde bulaşan ve görüşen onlarla istişare eden bir kimsedir. Ev ve yurtlardaki dini olduğu söylenen sohbetlerde işlenen önemli temalardan biri budur. Bir kimse bu temaya iman etmediği müddetçe gerçek bir üye olamaz ya da onların ifadesiyle iman etmiş sayılmaz. Örgüt, üyelerine onu bir Mehdi, Mesih veya Muhterem olarak tanıtmaktadır. Çocuğu olmayan örgüt mensupları, sözde liderlerini görmek için ABD'ye gidip Pensilvanya'da kendisinden aldıkları 'okunmuş hurma'yı yiyerek çocuk beklemektedir. Söz konusu halet-i ruhiye, yüksel tahsil yapmış örgüt üye ve mensupları için de geçerlidir."
EN ÇOK ONLARI ÖNEMSERMİŞ
Örgütün omurgasını oluşturan, örgütün günümüz itibarıyla elde ettiği konumunu kazandırdığı belirtilen özel hizmet birim imamlarına; Gülen'in en çok önemsediği ve değer verdiği imamlar olduğuna da değinildi. Bu birim en geniş şekilde yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT, milli eğitim ve akademik kadro imamlarından oluştuğu bealirtildi. Örgüt asıl gücünü özel hizmet birimlerinden aldığı; ülkede yürütülen operasyonlar başta olmak üzere hemen hemen tüm faaliyetlerin bu birimler aracılığı ile icra edildiği ifade edildi.
DAHA ÇOK MOBİL TELEFONLAR TERCİH EDİLMİŞ
Örgütün en önemli haberleşme aracının mobil telefonlar olduğunu da iddianamede yer aldı, şu ifadelere yer verildi:
"Bu telefonlarda kullanılan hatlar genelde bir başkası adına ya da örgüt kontrolündeki kurum veya kuruluşlar adına kayıtlı olan, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına ulaşılamayan hatlardır. Örgütün üst düzey 'abi' ve 'abla'ları ise, abone bilgilerinden, sadece hangi ülkeye ait olduğunun görülebildiği başka ülkelerde kayıtlı mobil telefon hatları kullanmakta, yurt dışındaki okullarla irtibat için ise kiralık hatlar vasıtasıyla şifreli IP telefon kullanılmaktadır. Mobil veri ile iletişime imkan tanıyan Skype, Tango, Bylock, Line, Kakaotalk, Whatsapp vb. programlar da düşük maliyetli olması ve mesajlaşmaların şifrelemek suretiyle korunması sebebiyle sık tercih edilen haberleşme yöntem ve araçlarıdır. Canlı kurye kullanılması, en sağlıklı haberleşme yöntemlerinden biri olarak kabul edilmekte, özellikle örgütün sözde lideri Fetullah Gülen ile haberleşmede çoğunlukla bu yöntem kullanılmakta, talimat almak yahut faaliyetler hakkında bilgi vermek amacıyla ABD'nin Pensilvanya Eyaletine gidilerek sözde liderle yüz yüze görüşülmekte ve talimatlar bizzat kendisinden alınmaktadır."
FETÖ/PDY, devletin gizli bilgilerini, gizli toplantılarını, gizli telefon görüşmelerini, devlet kademelerindeki kadroları vasıtasıyla her türlü yolu meşru sayarak ele geçirip montajlayıp 'twitter, facebook, youtube' gibi sosyal paylaşım sitelerinde yayınladığına da iddianamede yer verildi. Devleti ve hükümeti itibarsızlaştırmak suretiyle casusluk faaliyetlerinin icra edildiğinin ifade edildiği iddianamede, "Devletin en mahrem bilgileri medyaya servis edilmiştir. Bütün bunlara rağmen bugün hala, aynı basın yayın organlarında, ülkenin içinde bulunduğu şartlarda örgütün hiçbir kabahatinin bulunmadığı, üyelerinin hiç suç işlemediği, devletin soruşturma ve davalarla örgüte haksızlık yaptığı algısı yaratılmaya çalışılmaktadır" ifadelerine yer verildi.
PEYGAMBERLE DİYOLOĞU VARMIŞ
Üniversite döneminde, öğrencilerin örgüt üyelerince yurtlarına veya ışık evi olarak adlandırılan örgüt evlerine yerleştirildiği ve bazı örgüt mensupları ise Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda kalarak örgüte öğrenci kazandırmaya çalışıldığına da dikkat çekilen iddianamede şunlara da yer verildi:
"Ev ve yurtlarda kalan öğrencilerden sorumlu olan ve kod isim kullanarak örgütün gizlilik kuralına riayet eden abi veya ablaların asıl görevi, öğrencilerin örgütle bağının kuvvetlendirilmesi ve takibidir. Eve gelen farklı gruptaki öğrencilerin birbirlerini görmemesine özen gösterilmekte, örgüt toplantılarında ve sohbetlerde genellikle Fetullah Gülen'in özel bir kişi olduğu, Hz. Muhammed ile farklı boyutlarda diyalogda bulunduğu, ondan nasihat ve kararlar aldığı vurgulanarak, örgütün sözde liderine kutsiyet sağlanmaktadır. Örgütün, özellikle hukuk fakültelerinde okuyan öğrencilere girecekleri ortamda kimliklerini gizlemeleri için stil çalışması yaptırdıkları bilinmektedir. Şüphelilerin FETÖ/PDY Terör Örgütü üyesi olduklarına dair dosyada yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği şekilde yeterli delil mevcuttur."

FOTOĞRAFLI

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol