15 Ağustos 2017 Salı 16:41
3207 Okunma
Dedikodu Çürütür

Şükrü ALNIAÇIK

Siz hiç güzel, başarılı ve ahlaklı insanları dedikodu yaptığına şahit oldunuz mu?

Ben olmadım. 

Hatta eğitim sorunlarını çözmüş toplumlarında bu sorunun daaşılmış olduğunu tahmin ediyorum.

En azından ideal bir medeniyette böylesuikast nitelikli dedikodularınyapılmadığını düşünüyorum. 

Ülkücü Harekette hiç olmamasını tercih ederdim; ama en azından cennette yoktur.Buna inanıyorum.

Şahsen dedikoduya, söylentiye, iftiraya cevap vermeyi zül sayan bir karakter yapım var.

Rahmetli makinalı tüfek uzmanı Asım amcamızda da varmış…

Kendisine alakasız bir şey sorulunca: "Bana bunu nasıl yakıştırırsınız" diye olsa gerek…Sinirlenirmiş.

Hatta bir keresinde komşulardan biri, Balkan Savaşlarıyla ilgilibir laf atınca tavana kadar zıplamış... 

"Adamı süngüye taktık mı, şöyle arkaya atıyorduk" derken az evvelki komşuyu elinden zor almışlar.

Yani adına "eleştiri" de denilen dedikoduyu yapmak kolaydır da… "Çık kardeşim iki de sen savaş" deyince konuşma genellikle: "Dizim ağrıyor"lason bulur..

Belki de iletişim çağı Türkiye'sine özgü bazı yöntemler geliştirmek lazımdır…

Ara sıra savaşa ara verip. Canlı yayında kovan saymak gibi… 

"Bakın 250 mermi atmışım!..On yedi telefat, iki de mecruhum var!

Veya instagrama durum raporları atmak!..

"İşte gördüğünüz gibi siperdeyim. Ekmek- Kuran çarpsın kihiçbir yeregitmedim!

Peki ama nereye kadar?..

Dedikodunun yeni bir boyutta sürmeyeceğinden nasıl emin olacağız?

"Yalan söylüyor!Doğru olsaölürdü!.."

Bu meslekte ara sıra okuyucuya ciddi raporlar vermek, arz-ı hal etmek mümkün müdür? 

Bence mümkündür, çünkü nitelikli dedikodunun kesileceği, fitnenin boğulacağı yer, bana göre mahkemeler değildir. 

Zaman zaman kendi hakkımızdaki yıpratıcı yalanlara çeşitli cevaplar verdiğimiz oluyor.

Sebebi, başta liderimiz olmak üzere bizi sevenlerin üzülmesine mani olmak…

Burada ilk ve son kez,bazı özel saldırılara net cevaplar vermek istiyorum.

Dostlar beni mazur görsün;amcama çekmişim,bazen bunalıyorum!

- Göreve geldiğim gün "taklacı danışman" diye atılan manşet, bir yanlış anlamadan kaynaklanmış olmalıdır. 

Edepsizlik bir tarafa, bu tür hesaplarısürekli erteliyorum.

Önlerine okunacak bir şey gelmediği için bir yazıda sadece "başlığı" okudukları ve yazılarım farklı sitelerde yayınlandığı için beni muhalif zannedenler göreve gelince "döndüğümü" zannetmişti.

Oysa benim Devlet Bey'le 1984'ten beri süregelen ve can emaneti seviyesinde olan muhabbetimdenhabersizlerdi.

İlk 350 dâhil, 2.004 köşe yazımda Devlet Bey hakkında en ufak bir muhalif cümle bulan olursa derhal istifa edeceğim. Özel sohbetlerde, özel mesajlarda, FETÖ, METÖ, TİB, HTS, CIA, KGB…

Olası ortam dinlemelerinde veya ulaşabilen varsa melaike kayıtlarında tek kelime kötü söz bulan olursa hiç durmasın!

Havası alınmış bir kese kâğıdı gibi sönüpgideceğim!

- İkincisi, bir sitenin bütün Türkçü gençleri MHP'den soğutabilecek provokasyonuydu.

Oysa benim "Türkçülük"le hiçbir zaman, hiçbir sorunum olmamıştı.

Kestirmeden gideyim:

"Ülkücü ideolojinin tekamül çerçevesi içinde, kılcal damarlarıma kadar Türkçüyüm."

Sözlerimin yanlış anlaşılmaya açık olduğuna dair, maksatlı iddia değil, akademiden bilirkişi raporu isterim!

- Üçüncü olarak, sert bir eleştiriye cevap olarak yazdığım. "Elalem deveyi hamuduyla yutmuş, biz bir dilim ekmek yiyeceğiz; bırak o kadar da olsun" sözü, kullanıldığı yerde "gelecekle" değil, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde, bazı MHP'lilerinçeşitliTV kanallarınaçıkmasıyla yani "geçmişle" ilgiliydi.

Konunun benimle, cebimle veyamidemle bir ilgisi yoktu. Yine teşkilatımızı savunuyorduk.

Cemaatle içli dışlı olmak yerine "makul" bir siyasi ilişkiyi ifade eden "bir dilim ekmek"le para yemeyi birbirine karıştıranharamzade kafası, bir muhbirlik örneği sergileyerek, bir Ülkücüye Türkiye'nin bütün sağ ve sol küfürbazlarını sövdürdü. 

Parası olanın cüzdanına, malı olanın dükkânına saldıran harami, haklı olarak Ülkücünün davasına saldırıyordu.

Çünkü bütün servetinin davası olduğunubiliyordu.

Ülkücünün 40 yıllık itibarına dil uzatanlarla, ekmeğine el uzatanlar sıraya giriyordu.

Daha kötüsü, etrafta bunlar da "Ülkücü" diye biliniyordu.

- Son olarak geçenlerde dost görünümlü bir düşmandan naklen yapılan "feys dedikodusu" da mesnetsiz vehimlerin yeni bir örneği oldu. 

Şu Balkan harbi cehennemine benzer hengâmede, benim"bekleyelim görelim" veya "Sırp'a - Bulgar'a yakın duralım"benzericümleler kurabileceğime hangi komşu inanırdı?

Ben bin yazıyla tecrübe kazandığım parti içi mücadelede,kendiüslubum çerçevesinde yazılarımı eksiksizyazarım.

Kavgadan kaçmaktansa meydandancenazemin kalkmasını şeref sayarım.

Liderimden, teşkilatımdanve dava arkadaşlarımdan gördüğümiçten sevgi, her türlü şaibeyi boğacak kadar nettir ve bütün ödüllerin fevkindedir.

Şükrü Alnıaçık Ülkücü bir neferdir.

Anlayana, durum aslında bu kadar nettir. 

Anahtar Kelimeler:
şükrü Alnıaçık
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol