20 Ağustos 2017 Pazar 01:21
2547 Okunma
İki Dakikalık Saygı Duruşu

ŞÜKRÜ ALNIAÇIK

İktidar cephesinde son zamanlarda herkeste bir endişe, bir panik…

Muhteremler, 2019’a kadar AKP’deki “metal yorgunluğunu” nasıl gidereceklerini konuşuyorlar.

Muhalefet cephesinde de son günlerde herkeste bir heves, bir umut…

Bizim “hasbi tembel er”ler, el ele vermişler 2019’da Erdoğan’ı nasıl devireceklerini hesaplıyorlar.

Peki, ne hesabı yapıyorlar?

“Yüzde 51” hesabı yapıyorlar.

Neden? Ne oldu da 2002’de 10 buçuk milyon oy alarak, “% 34,5”la “365” sandalye kazanıp, neredeyse anayasayı değiştirme gücü elde eden bir partiyi devirmek için “Yüzde 51” yani “26 milyon oy” hesabı yapıyorlar?

Söylemesi ayıp sistem değişti de ondan böyle yapıyorlar.

Kim değiştirdi bu sistemi de bu adamlar böyle gerile gerile konuşuyorlar?

Başa kakmak gibi olmasın; ama Devlet Bey değiştirdi de onun için böyle gerile gerile konuşuyorlar.

Neye dayanarak “Tayyip gidici” muhabbeti yapıyorlar?

Devlet Bey modeline dayanarak yapıyorlar!..

Bırakın yapsınlar. milli taş, devletin gediğine oturmuştur!

2002’de: Seçmen sayısı “41.407.015” katılım oranı “% 79.10” iken “% 34,42” oranında “10.848.704” oyla iktidara gelen AKP…

2007’de: Seçmen sayısı “42.799.303” katılım oranı “% 84.25” iken “46,58” oranında “16.327.291” oyla iktidara gelen AKP…

2011’de: Seçmen sayısı “52.806.322” katılım oranı “% 83.16” iken “49,83” oranında “21.466.356” oyla iktidara gelen AKP…

2015’te: Seçmen sayısı “56.965.100” katılım oranı “% 85,18” iken “49,5” oranında “23.673.541” oyla iktidara gelen AKP…

2019’da: Seçmen sayısı “60 Milyon” katılım oranı “% 85” olduğu takdirde “% 50,5” için “26 Milyon” oy almak zorunda…

Bu oran ve bu rakam, AKP’nin bugüne kadar görebildiği bir rakam değildir.

Bu gidişle bundan sonra da görmesi mümkün olmayacaktır.

Ancak eğer eski sistem devam etseydi, yaralarını sarmış bir AKP’nin “% 42” oy oranıyla bir kez daha iktidar olabilmesi için “21 Milyon” oy alması yeterli olacaktı.

Orta zekâ seviyesindeki ekran gevezeleri, sırf dil yarası vermek için MHP’den ve % 10’luk seçim barajından bahsederken bir “yüksek zekâ” 16 Nisan itibariyle: “5 Milyonluk bir % 10 barajını” AKP’nin önüne koymuştur.

Devlet Bahçeli, tek hamlede sadece AKP’yi “MHP’yi üzmeyecek” milli politikalar izlemek zorunda bırakmamış; hükumet barajını “% 42”den “% 51”e çıkarmıştır.

Bu hamlenin, Nusret mayın gemisinin, Çanakkale Boğazını bir gecede mayınlamasından bir farkı yoktur.

Artık, çeşitli medya, lahmacun ve baraj oyunlarıyla, % 34,5 oy alan bir parti, 365 sandalyeyle “Yeni Türkiye” planları yapamayacaktır.

İktidarı emanet alacak olan siyasetçinin karşısına milletle çıkmak ve böylece devleti korumak isteyen bir Milliyetçinin yapabileceği, bundan daha mantıklı bir hamleyi tarihler yazmamıştır.

Dost ve düşman muhalefet, şimdi bu “51 barajı” üzerinden iktidar hayalleri kurmakta, hükümet yıkıp, hükümetler kurmaktadır.

Nefsi körlük ve siyasi nankörlük sebebiyle, bugün bu umutların zeminindeki “Devlet Bahçeli faktörü”nü göremeyenler, ömürleri vefa ederse Tarih kitaplarında bu hamlenin açılımını okuyacaklardır.

Dün AKP’yi devirmek için ABD icazetinden PKK vesayetine kadar her türlü şerefsizliği göze alanlar, şimdi güçlü bir Cumhurbaşkanı adayıyla milletin karşısına çıkarak, bu uzayan, bayatlayan ve kokuşan AKP iktidarından kurtulmanın hesabını yapmaktadırlar.

Tarih onları da bu filmin sonunda, kayan yazının alt taraflarında ismi geçen figüranlar olarak hatırlayacaktır!

Devlet Bey’in MHP’yi FETÖ destekli olağanüstü kurultaydan sakınması, 15 Temmuz duruşu ve 16 Nisan politikaları nedeniyle O’na kızan, küsen, merkezden uzaklaşan arkadaşları şimdi “iki dakikalık saygı duruşu”na davet ediyorum!

Saygının bir dakikası, yukarıda anlattığım: “AKP’nin iktidarını güçleştiren aritmetik” sebebiyle...

Öteki dakika ise…

15 yıldır kırk kanaldan karartma, otuz bakandan zılgıt yiyen; yandaş baskısına maruz kalan Ülkücülerin, 15 Temmuz itibariyle halkın en az % 65’inin gözünde kıymete binmesi sebebiyle…

Bir MHP türküsü olan “Ölürüm Türkiye’m”e olan ilginin gittikçe yaygınlaşması sebebiyle…

Bir Ülkücü slogan olan “Ya Allah Bismillah Allahuekber”in, marjinalden kitlesele geçmesi sebebiyle…

Bu “organik” İletişim ve Halkla İlişkiler çalışmaları kendiliğinden olmadı!..

Muhalefeti “itiraz maymunluğu” zannedenler için bütün bunların bir ehemmiyeti olmayabilir!..

Onlar “Adalet” pankartı altında 450 kilometre yürüdükten sonra “devlet sırrını ifşa etmekten aranan” Kılıçdaroğlu’yla, sabah yürüyüşünü yaparken “devlet adamı” kimliğiyle alkışlanan Devlet Bahçeli’yi birbirine karıştırabilirler.

Birinin FETÖ’yle sırdaş olup, kuyruğunu kaptırmış şaibeli bir bürokrat, diğerinin ise 50 yıllık bir Ülkücü olduğunu unutabilirler.

Ama Allah biliyor, kul görüyor, tarih de şahit ki…

Devlet Bey liderliği sayesinde…

Ülkücü hareket son günlerde, siyasi itibarının fevkinde, milli teveccühün zirvesindedir.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol