16 Mayıs 2017 Salı 12:44
3839 Okunma
Lider Bahçeli: Yarası olan gocunmaktadır

Bıyıksızlar

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Lideri Devlet Bahçeli, bugün partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Atatürk ve annesine dil uzatan sözde tarihçileri de ağır bir dille eleştirdi.

"Gazi Mustafa Kemal umutsuz ve uğursuz bir zaman aralığında bile, milletinin aydınlık ufuk çizgisine odaklanmış yüksek karakter ve kahramanlık mahsulü bir şahsiyetti." diyen Lider Devlet Bahçeli, Atatürk'e dil uzatanların soysuzluğuna vurgu yaparak konu hakkında şunları söyledi:

Gazi Mustafa Kemal umutsuz ve uğursuz bir zaman aralığında bile, milletinin aydınlık ufuk çizgisine odaklanmış yüksek karakter ve kahramanlık mahsulü bir şahsiyetti.

Başka türlü davranmasını bilen, çağının dar kalıplarından taşan, devamlı ileriyi gözleyen, ısrarla iyiyi isteyen, ilkeleriyle hareket eden, milli ülkülere sırtını yaslayan büyük bir komutan, eşsiz devlet ve siyaset adamıydı.

Bu yüzden olacak ki, Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Atatürk’e sürekli saldırı ve sataşmalar olmuş, ihtimal ki, arkası da kesilmeyecektir.

Utanma nedir bilmeyen, insanlık nedir anlamayan, vicdanlarında millilik kırıntısı bulunmayan bir avuç işbirlikçi ve kimliksiz sözde tarihçi Atatürk’e dil uzatmışlardır.

Merhum ve muhterem annesi ve manevi kızıyla ilgili aşağılık dedikodu çıkarmışlardır.

Bu dedikoduların ne dinimizde ne de milli ve kültürel hayatımızda yeri vardır.

Bir defa aziz Atatürk’e iftira atanların yediği içtiği haram; esip savurduğu haysiyetsizliktir.

Bu ülkede tarihçilerin köküne kıran mı girdi?

Bu ülkede tarih konusunda atıp tutmak düşman işbirlikçilerinin mesleği mi oldu?

Türkiye’nin yüz karası beşinci sınıf sözde tarihçiler, tarihi şahsiyetlerimizden ne istiyorlar?

Neyi arayıp bulmanın peşine düşüyorlar?

Bakarsanız, bir dizi bahanesiyle Kanuni Sultan Süleyman’ı tartışırlar, yargılayıp hüküm verirler.

Şehzade Mustafa’nın katlinden dolayı suçlarlar.

Hürrem Sultan karşısında zayıf bulurlar.

Devşirmeleri yükselttiği için kızarlar.

Dönerler kanun ve nizamından dolayı kutsarlar.

Ülkeler aldığı için hayranlıkla överler.

Bir bakarsanız 2.Abdülhamid’e kafayı takarlar.

Kızıl sultanlıkla büyük hakanlık arasında gelgit yaşarlar.

Sonra tutarlar, Mustafa Kemalle uğraşır, en olmadık hakaret yarışına girerler.

Bununla da yetinmezler, namus ve şerefle oynamaya kalkarlar.

Nedir Atatürk’e çatmanın, kara çalmanın gerçek gayesi?

Nasıl anlayalım, tarihi şahsiyetlerimiz arasında o iyiydi, bu kötüydü diye ayrımlar yapmanın hedefini?

Aynı bilgiyle zıt ve uçuk yorumlara nasıl ulaşılmaktadır?

Tarihte husumet kazısı yapmak, kutuplaştırıcı beyan ve bilirkişilik taslamak eğer cahillik değilse kesinlikle düşman sevindiren vatan hainliğidir.

Bütün tarihi değer ve büyüklerimiz ruhsuz ve şuursuz, mukallit ve melanet sözde tarihçilerin kerameti kendinden menkul takdir ve keyiflerine bırakılmayacak derecede önem arz etmektedir.

Bunlara sesleniyorum; Türk tarihinden çirkin elinizi çekin, zehirli dilinizi kesin.

İki ucu keskin övgü ve sövgü kümesine Türk tarihi nasıl sıkıştırılacaktır?

Buna kimin ne hakkı vardır?

2.Abdülhamid ve Gazi Mustafa Kemal birbirini tamamlayan Türk tarihinin şerefli ve iftihar ettiğimiz iki yüzüdür.

Milli ve tarihi mirastan nasiplenmemiş yüzsüz ve şerefsizler bunu idrak edemeyeceklerdir.

Bugün Mustafa Kemal’e ağır ima ve iddialarda bulunanların bilmesi lazım gelir ki; yalan ve iftira bumerang gibidir, mutlaka geri dönecektir, bununla da kalmayıp taraf ve taraftarlarını rezil rüsva edecektir.

Anlaşılan yarası olan gocunmaktadır.

Soyu sopu karışık olanlar ilk fırsatta ayaklanmaktadır.

Geçmişinde sorun ve gölge bulunanlar, kanında leke ve virüs dolaşanlar ya da kendi ayıp ve günahlarını kapatmak için telaşa kapılanlar hak ettikleri cevap ve muameleyi bizzat Türk milletinden inşallah göreceklerdir.

Asılsız ve alçakça ithamlarla Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ü gözlerden ve gönüllerden düşüreceklerini sanan varsa, ya zekaları kurumuş, ya da insanlıkları kaybolmuştur.

Bugün abuk sabuk konuşanlar kurucu kahramanlar olmasaydı dede diye kime sesleneceklerini tavsiyem odur ki bir kez daha düşünmelidirler.

Muhterem Milletvekilleri,

Gazi Mustafa Kemal yalnızca hisleriyle değil, yalnızca heyecanıyla değil; aynı zamanda akıl, sabır, ihtiyat, strateji, denge, sorumluluk ve milli değerlerle hareket etmiş, hedeflerine ulaşacağına inanmıştı.

Müşkülatlar karşısında geri adım atan değil, üstüne üstüne giden, sonuç almak için direten, direnç gösteren azim ve irade sahibi bir askerdi.

Zulme ve zulmete boyun eğen değil, bunlara karşı direnen ve kazanan, başka seçeneği aklının ucuna getirmemiş ortak bir değerimizdi.

Mustafa Kemal, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’ni duyar duymaz, “bütün felaketlere rağmen ben, Türk’ün sesini işittirebileceği kanaatindeyim. Bu yolda işe başladım.” demişti.

13 Kasım 1918’de Adana treninden inip Haydarpaşa rıhtımına ayak basınca karşısındaki tablo içler acısıydı.

Düşman donanması zafer bayraklarını açarak İstanbul’a girmişti.

Sahiller Levantenlerin sarhoş çığlıklarıyla, palikaryanın meydan okumasıyla çınlıyordu.

Bu kahredici manzara karşısında bile ürkmedi ve dedi ki; geldikleri gibi giderler.

Çok şükür, gün geldi aynen de dediği gibi oldu.

Tutsak alınmış Anadolu’yu emsalsiz bir kurtuluş mücadelesiyle haçlı bakiyelerinden bir bir temizledi, milli varlığı güvenceye aldı.

Biliyordu ki, esir düşmüş insan yürüyen ıstıraptır.

Bunu kabullenmedi, istilaya katlanmadı, tamam demedi.

Bu maksatla da 98 yıl önce Samsun’a çıktı, Samsun’dan bağımsızlığın kıvılcımını tutuşturdu.

Anadolu’ya taşınan bağımsızlık ideali ve mücadele azmi; Havza’dan alevlendi, Amasya’dan körüklendi, Erzurum’dan yayıldı ve Sivas’tan tüm vatan sathında yankı buldu.

Türk milleti, onun liderliğinde hürriyetini zincire vurmak isteyen zalim tutkulara karşı amansız ve acımasız bir savaş verdi.

Bu savaş haklı ve meşruydu.

“Ya istiklal Ya ölüm” seslenişi Samsun’dan itibaren beliren derin kavrayış, tavizsiz milli duruş, gözleri kamaştıran inanmışlık ve Türk milletine adanmışlıkla gerçekleşmiştir.

Bilinsin ki, 98 yıl önce, Türk milleti etnik topluluklar koleksiyonu olsun diye Samsun’a çıkılmadı.

98 yıl önce, etnik ve mezhepsel aidiyetler millet bilincinin önüne geçsin diye ilk adım atılmadı.

Samsun’a Türk milletinin namusunu, şerefini kurtarmak ve kimseye muhtaç olmadan var olabilmesini sağlamak ve sağlama almak için çıkıldı.

İşgalci mihrakların bayrakları altında, sömürge valileri yönetiminde köle olmamak için Samsun’dan Anadolu’ya ulaşıldı.

Ne kadar övünsek azdır ve ne kadar gururlansak yeterli değildir.

Önemle altını çizmek isterim ki;

Ülkemizin bekası için gösterdiğimiz duruş ve kararlılığı siyaset icabı, zayıflık, acizlik zannederek göz ardı edenler, geçen yüzyılın başlarında milletimizi kurtaran ve devletimizi kuran tarihi misyonumuzu tıpkı dönemin işgalcileri gibi fark edememiş olanlardan başkası değildir.

Bu bakımdan Türkiye'nin milli birliği ve kardeşliğinin devamı için sergilediğimiz sorumlu ve sağduyulu tutumu ve öngördüğümüz uyarıları hiç kimse bir zaaf belirtisi olarak görmemeli, sonu ağır olacak hesap hatasına düşmemelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi 19 Mayıs şuurunu iliklerinde taşıyan, kurucu ve kurtarıcı bir fikre dayanan, işgal ve ihanete asla prim vermeyen, vermeyecek olan muhteşem bir millet eseridir.

Bu eserin kapağında Ne Mutlu Türküm diyene yazmaktadır.

Bu eserin her satırı Türk tarihidir.

Bu eserin her sayfası şehit ve gazilerimiz tarafından mühürlenmiştir.

Bu itibarla, 19 Mayıs’tan intikam almak, 29 Ekim’in rövanşını aramak için pusuya yatmış köksüz ve işbirlikçiler önce bizi aşmak, bizi yenmek, bizi etkisiz hale getirmek mecburiyetindedir.

Milliyetçi Hareket Partisi Samsun’a çıkan irade, Sakarya ve Dumlupınar’da çakan şimşektir.

19 Mayıs; teslimiyet belgelerini yırtıp atan ibretlik ve iffetli cesaretin timsalidir.

Aynı zamanda manda ve himaye çağrılarını bastıran kahramanlığın sedası, yabancı emellerin asla amacına ulaşamayacağını haykıran milli seslenişin ta kendisidir.

Türk milleti bu seslenişe sonsuza kadar sevdayla bağlı ve vefalı kalacaktır.

Ve 19 Mayıs 1919 unutulmamış, unutulmayacak, unutturulmayacaktır.

Cenab-ı Allah’ın himayesi ve aziz milletimizin fedakârlıklarıyla Samsun’da başlayan tarihi yolculuk gün gelmiş başkent Ankara’da Cumhuriyet’le birlikte sonuca ulaşmıştır.

Ne var ki, Türk milletinin kolayca teslim olacağını zannedecek kadar şuurlarını kaybedenler, şimdi daha etkili ve büyük bir oyunu devreye sokmuşlardır.

Nitekim geçen yıllarda Türk milletinin maruz kaldığı tehdit ve tehlikelerin seyrinde bugüne kadar bir azalma, bir hafifleme, bir zayıflama olmamıştır.

Türk vatanının birliği ve dirliği için söz veren, yemin eden Türkiye sevdalılarına yönelik mütecaviz saldırılarda gözle görülür bir artış yaşanmıştır.

Milli ve manevi değerlerimizi tahrip ve imha etmek için bu defa da maşa kullanmaya girişenler dün alamadıkları sonuçları bugün almaya çalışmaktadır.

FETÖ’ye bakınız bunu göreceksiniz.

PKK’ya bakınız bunu fark edeceksiniz.

Hiçbir kötü ve aşağılık oyun başarıya ulaşamayacak, tehditler mesafe alamayacak ve bağımsızlık iradesi kırılamayacaktır.

Elbette 19 Mayıs’ın; ‘Gençlik ve Spor Bayramı’ olarak kutlandığı dikkate alındığında, Türk gençliğine çok büyük görev ve sorumluluklar düşeceği de ortadadır.

Geleceğimizin teminatı sevgili gençlerimizin, Türkiye’nin bugünkü manzarasını endişeyle takip ettikleri açık ve nettir.

Türk gençliğinin, dünün muhterem hatıralarına mutlaka sahip çıkacağına, art niyetlilere ve bunlara çanak tutanlara fırsat vermeyeceğine yürekten inanıyorum.

Temennim, her bir gencimizin huzurlu, mutlu ve gelecek kaygısı taşımadan yaşayacağı günlere yakın bir zamanda ulaşmasıdır.

Bu vesileyle büyük Türk milletinin ve değerli gençlerimizin iki gün sonra karşılayacağımız 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı şimdiden ve içtenlikle kutluyorum

98 yıl önce başlattıkları bağımsızlık mücadelesi neticesinde, bizlere vatan kazandıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; milli mücadele kahramanlarına ve aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyor, muhterem anılarını hürmetle yâd ediyorum.

Son Güncelleme: 30.07.2017 23:09
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol