09 Kasım 2017 Perşembe 23:26
4160 Okunma

İHSAN AKAN

Milliyetçi Hareket Partisine yapılan operasyonların başında da sonunda da Amerika vardır...
Diyoruz ya Türkiye düşmanlarıyla Mhp düşmanları hep aynıdır; son operasyon gösterdi ki Mhp işgal edilmeden Türkiye işgal edilemez...

1- 12 Eylül ABD, '' ihtilal yapmasaydık da Türkiye'nin yönetimini ''kurtlara''mı bıraksaydık?..: İhtilalin hedefi Türk milleti ve Milliyetçi Hareket Mensupları, her türlü işkence görüp yıllarca özgürlüklerinden oldular...


Dayananlar dayandı, dayamayanlar daha sonra çeşitli oluşumlara savruldular. Başbuğ hapisteyken MÇP kuruldu, Başbuğun emriyle sayın Devlet Bahçeli üniversitedeki görevinden ayrılıp MÇP’ye katıldı...


Başbuğ hapisten çıkmadan partiye dönmemesi yönünde ‘’Türkeş’le olmuyor’’ naraları atıldı. Bu gün Devlet Bahçe ile olmuyor diyenler tarafından aleyhine söz ve hareketler geliştirildi. Şimdi de utanmadan sıkılmadan Türkeşçiyiz diyorlar. 


Sadi Somuncuoğlu’nun, Namık Kemal Zeybek'in Yılma Durak'ın başını çektiği grup, 27 Aralık 1992'de Başbuğ Türkeş'e karşı birleşenler, Yükseliş Kolejinde MHP'yi ele geçirmek istemişler ama başarılı olamamışlardı. O gün MÇP'yi MHP yapma mücadelesinde Başbuğ Türkeş'in yanında duran sadece Lider Devlet Bahçeli’ydi. “net/haber.php?id=49484”
Başbuğun kapıya tekme vurmasıyla maskeleri düştü bu grubun... MHP ele geçirilmekten kurtuldu. Bu ekipten bir çoğu daha sonra tütüre tüküre gittikleri yerden yalaya yalaya tekrar MHP’ye döndüler. Ancak “katranı kaynatma ile olmaz şeker” misali, en olmadık zamanlarda karanlık yüzlerini yine gösterdiler, kimi Doğu Perinçek’e, kimi Fetö’ye sığınmak zorunda kaldı. “MHP bitti! MHP diye bir parti mi kaldı?” diyenler siyasi mevta oldular...

2- Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının ayrılışları, parti kurmaları, BBP:
Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının ayrılış nedenleri üzerinde durmayacağım. Bununla ilgili çok yazılan çizilen var. Ayrıca Başbuğ bu ayrılışla ilgili, sağken net konuşmuş. 


Ancak şu kadarını yazayım: Tam grup kurulacağı gece Anap’tan Doğru Yol’dan milletvekilleri MHP’ ye katılacakken Muhsin Yazıcıoğlu ve 4 milletvekili arkadaşı MHP’den istifa etti: Benim gibi üç hilal sevdalılarının nasıl bir üzüntü yaşadığımızı, ağladığımız o geceyi asla unutmayız.


Daha sonra MHP’den kitlesel istifalar oldu ve BBP'yi kurdular. Bu partileşme, bir ayrılış/kopuş hareketiydi. Başbuğ’a rağmen MHP elbet ele geçirilemezdi. Yapılması gereken ayrılıştı. Partinin kuruluşu ve finansı ile ilgili çeşitli görüş ve düşünceler vardır. Bu tartışma halen devam etmektedir.


Burada bir gerçeği ifade etmem lazım: Tavanda ayrılıklar yaşansa da tabanda gönül birliği bu gün olduğu gibi yıkılmadı. Bunun için diyorum ki:
Meral Akşener bir bölücü ve ülkücü düşmanıdır. Ülkücü hukuka yara verdiğinden, ülkücüleri böldüğünden, ülkücüleri birbirine düşürdüğünden, bazı insanları birbirinin yüzüne bakamaz hale getirdiği için... İlk defa ülkücüler bunun yüzünden birbirine düştü, hakaret etti, küfür etti!..


Muhsin Yazıcıoğlu ayrıldığında ülkücü hukuk fazla zarar görmemiş, gönül kırgınlığı dışında aşırı bir incinme gerçekleşmemiş, birbirinin yüzüne bakamaz hale gelmemişti. 
Bu durum, Muhsin Başkanın Ülkü ocaklarından gelmesinden kaynaklanıyordu ama Meral Akşener ülkücü olmadığı için hassasiyeti de yoktu; kırdı, döktü ve gitti!..

3- ATP ( Aydınlık Türkiye Partisi ) Boş bir hayal, yenilgiyi kabul etmeyenlerin serüveni...


Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’in vefatından sonra 18 Mayıs 1997’deki MHP’de Olağanüstü Kongre’de genel başkanlık seçimi yapıldı. İlk turda Tuğrul Türkeş 412, Devlet Bahçeli 359, Ramiz Ongun 231, Enis Öksüz 104, Muharrem Şemsek 80 ve İbrahim Çiftçi 13 oy aldı Azmi Karamahmutoğlu’nun meşhur masa tekmelemesi, devirmesinden sonra Kurultayın ilerleyen saatlerinde Türkeş dışındaki adayların sayın Devlet Bahçeli lehine çekilmeleriyle yarış Tuğrul Türkeş ve Devlet Bahçeli’ye kalmıştı. Kongre 6 Temmuz’a ertelendi. 6 Temmuz 1997’de yapılan olağanüstü kongrede Tuğrul Türkeş ve Devlet Bahçeli arasında yapılan tercih yarışını, Devlet Bahçeli 697 oy alarak kazandı ve genel başkanlığa seçildi.


Bahçeli ile girmiş olduğu MHP genel başkanlığı yarışını kaybeden Yıldırım Tuğrul Türkeş, 27 Kasım 1998’de Aydınlık Türkiye Partisi’ni (ATP) kurdu.Ancak MHP tabanından bir çivi dahi sökemedi. Gidenlerin içinde bu gün Mhp Genel Başkan yardımcılığı görevini yürüten Oktay Öztürk ve şu anda Akp de olan Tuğrul Türkeş de vardı. Bunların akibeti de partilerini kapatarak MHP’ye geri dönmek oldu. 
Sayın Devlet Bahçeli Liderliğinde MHP emin adımlarla yoluna devam etti ve 1998 de yapılan seçimlerde MHP, tarihinin en yüksek oyunu aldı ve iktidar ortağı oldu. Ancak bu durum birçoklarını memnun etmedi, yeni oyunların peşine düştüler. DSP gibi MHP’yi de bölme operasyonu başlamıştı ki lider erken seçim kararı alarak bölünmenin önüne geçti. ABD Emperyalizminin Irak’ı bahane ederek Türkiyeyi işgal etmesine rahmetli Ecevitle beraber izin vermediler.


4- Proje Partisi İYİ...:Bununla ilgili yazdıklarımın tabanla ilgisi yoktur..!


7 Haziran 2015 seçimlerinde milletvekili seçilen Meral Akşener, TBMM Başkanı olsun diye birden Türkiye’nin gündemine oturdu. MHP’ye bir cümlelik yer vermeyenler, bütün boyalı basın bu konuda kampanya başlattı.


Seçimlerin 1 Kasım 2017 de yenilenmesi kararından sonra açıklanan milletvekili adayları listesinde Meral Akşener’in adının olmaması ile birlikte düğmeye basıldı, Türkiye’nin bir numaralı meselesi, gündemi bu oldu!..


Hiç bir partide aday gösterilmeyen hiç kimse sorgulanmazken, varsa da yoksa da “niye Meral Akşener aday gösterilmedi?..” diye nerdeyse ortalık yangın yerine dönecekken, sayın Devlet Bahçeli noktayı koydu. Listeye almayanın kendisi olduğunu ifade eden Bahçeli, bunun sebeplerinin olduğunu ve ulu orta konuşulamayacağını, her türlü değeri vererek bu konumlara taşınan kişinin sorgulanmadığını ama MHP’nin sorgulandığını ifade etti.


Akşener'in geleceği için ise, "Hanımefendi biraz dinleneceklerdir" açıklamasında bulundu.


İşte ne olduysa o gün oldu: bu gün yaşadıklarımızın tohumu atılmıştı...


Bu gün anlıyoruz ki 15 Temmuz’da Türkiye’nin işgal edilmesi plan projelerini yapanlar, MHP’nin ele geçirilmesi için de aynısını yapmışlar. Zira onlar çok iyi biliyorlardı ki MHP işgal edilmeden Türkiye işgal edilemez!..

1 Kasım seçimlerinde MHP’nin başarısız olması hatta baraj altı kalması için bu tezviratlara başvurdular. Plan gereği, alanda seçim çalışmaları yapılmadığı gibi Davutoğlu’nun MHP ve liderini hayırcı olarak Türkiye’nin önüne atması konuşuldu durdu. Bu bir tesadüf değildir.


1 Kasım seçimleri tam da bunların istediği gibi sonuçlandı...


Hemen harekete geçildi her şey ayarlanmıştı Olağanüstü kurultay isteme moduna girdiler ..Bu yolla işgal edebileceklerini düşündüler otel tarla oyunlarını Sayın Devlet Bahçeli başlarına geçirdi..Operasayonun yargı ayağı şimdi gözlerini fetocularla inlerinde parlatıyorlar... O da Başbuğ gibi işgal heveslilerinin oyununu bozdu...


Onlar da Mhp de gerçekleştirmek istedikleri pardigma değişikliğini kurdukları İyide uygulamaya koydular projelerini kendilerine verilen görevleri ipe dizdiler... 


Türkiye'ye,MHp’ye ihanet edenler davaya ihanet etmiştir...''Davaya ihanet eden...Şehitlere ihanet etmiştir...Şehitlere ihanet eden vatan a ihanet etmiştir...vatana ihanet eden Bayrağa ihanet etmiştir...Bayrağa ihanet eden Türk milletine ve Tarihine ihanet etmiştir...''


Dedim ya Türkiye ve Milliyetçi Hareket Partisine yapılan operasyonların başında da sonunda da Amerika vardır...


Bu ipe sapa gelmezler bırakın bir daha Mhp’ye dönmeyi,düştükleri çukurdan çıkıp Mhp’in önünden bile geçemezler...

Anahtar Kelimeler:
Ihsan Akan
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol