06 Kasım 2017 Pazartesi 12:13
2399 Okunma

CAN MUSTAFA ÇEBİ

İletişim, içinde bulunduğumuz dönemin en önemli olgularındandır. Kitle iletişimi de bu olgunun unsurları içerisindedir. Kitle iletişim çalışmaları 20. Yüzyılın başlarında , özellikle 1. Dünya Savaşı’nın etkisiyle önem kazanmıştır. Bu ilk dönem kitle iletişim çalışmaları içinde Harold Laswel’in medyanın etkisini ifade etmek için geliştirdiği “hipodermik şırınga” veya “sihirli mermi” modelinin önemli bir yeri vardır. Bu model medya izleyicilerini ve kitle propagandasına maruz kalan kişileri her şeye inanan, her şeyden etkilenen, kişiliksiz , hiçbir ideolojik duruşu olmayan atomize bireyler olarak düşünür. Tam da bu noktada MHP üzerine oynanan oyunlar ve MHP’nde yaşanan kopmalar neticesinde oluşan İYİ Parti süreci anlam kazanır.

                Tıpkı dünyanın başka yer ve coğrafyalarında yaşanan siyasi gelişmeler gibi ülkemizde yaşanan siyasi gelişmeler de küresel siyaset bağlamından ayrı düşünülemez. İYİ Parti’nin ortaya çıkış süreci AKP’nin Türk siyasetinde yer alma süreciyle benzerlik göstermektedir. AKP’yi kuran grup Milli Görüş gömleğini çıkardıklarını ilan edip Türkiye’de  yaklaşık 150 yıllık bir fikri gelenek olan İslamcılık geleneğinin siyasi temsil kurumu olan Fazilet Partisi’nden ayrıldıklarını ilan ederek “Ilımlı İslamcılığın” mümessilliğini üstlenmişlerdir. Bu liberal İslamcılık modeli ABD’nin bizzat kurguladığı Büyük Orta Doğu Projesi’nin Türkiye ayağıdır. AKP liberal İslamcı haliyle Arap Baharı olarak özetleyeceğimiz ve bugün hala tesirlerine muhatap olduğumuz sürecin bölgedeki taşeronluğunu uzun müddet sürdürmüştür. AKP’nin bu politik konumunun entelektüel altyapısı FETÖ tarafından sağlanmıştır. Zaman içerisinde değişen küresel dengeler, Rusya’nın bölgedeki ABD hükümranlığına karşı olan açık ve müdahaleci tavrı , ülkemizde yaşanan hepimizin malumu olan siyasi gelişmeler AKP ile habis bir ur olan FETÖ yapılanması arasında Türk milliyetçilerinin de aleni taraf olduğu bir savaşa neden olmuştur. Hatta bu savaşı sadece AKP ile FETÖ arasında tanımlamak yanlış olacaktır. Türk Devleti’nin FETÖ ve onu himaye eden güçler ile olan savaşı devletimiz için bir var olup olmama savaşıdır. Bu noktada Türk milliyetçileri hükümete her türlü desteği vermiş ve vermeye devam etmektedir.

               

                Ilımlı İslamcılığın Türkiye’de geçerliliğini yitirmesi ve Rusya’nın bölge üzerinde tesirini arttırması küresel oyunda kartların yeniden dağıtılması durumunu ortaya çıkarmıştır. Bu çerçevede Türkiye’ye Ilımlı yani liberal İslamcılık yerine ikame edilmeye çalışılan model ılımlı yani liberal milliyetçilik modelidir. Bu modelin kurgulanması için en uygun yapı milliyetçiliğin Türkiye’deki kurumsal temsil noktası olan MHP’dir. MHP’de yaşanan kurultay süreci öncelikle bu çerçevede değerlendirilmelidir. Yaşanılan süreçte MHP , doktriner Türk milliyetçiliğinin aşılmaz duvarları içerisinde ABD patentli liberal milliyetçilik rüzgarına geçit vermemiş ve Devlet Bahçeli liderliğinde bu melaneti içerisinden def etmeyi bilmiştir. Tam bu noktada da İYİ  Parti süreci ivme kazanmıştır.

Küresel çerçevede Rusya’nın güneyindeki petrol bölgelerine inmesinin engellenmesi için Soğuk Savaş döneminin Yeşil Kuşak teorisinin Türkçü (isterseniz buna turkuaz kuşak diyebilirsiniz) bir varyasyonu oluşturulmak istenmektedir. Bu kuşağın ana taşıyıcı kolonunun da tıpkı Ilımlı İslam modelinde olduğu gibi Türkiye olması öngörülmektedir. Türkiye’de ABD çıkarlarıyla uyumlu bir milliyetçi partinin ihdası Türkiye üzerinden ABD’nin Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleriyle olan dialoğunda yeni bir köprü vazifesi görecek, bu durum da Rusya’ya karşı bir Türk Seddi oluşturacaktır. Hatta Orta Doğu’da yaşanan Arap Baharı benzeri bir sürecin Türk coğrafyasına sirayet ettirilmesi de olasıdır. İYİ Parti adındaki toplama yapının küresel denklemde oturduğu yer burasıdır. Geleneksel İslamcı ekolden gelen grubun Milli Görüş gömleklerini çıkarıp “yenilik”,”parti içi demokrasi” gibi samimiyetsiz liberal söylemlerle ortaya çıkmalarıyla, İYİ Parti sürecinin baş aktörlerinin geleneksel Türk Milliyetçiliği’nin özel adı olan Ülkücülük gömleklerini çıkarıp aynı samimiyetsiz liberal söylemlerle ortaya çıkmaları arasındaki paralellik bu yapının Ilımlı Milliyetçiliğin taşıyıcısı olma misyonunu yüklendiğine delalet etmektedir.

                Ülkücülüğün sermaye ile arası siyasal süreç boyunca pekte iyi olmamıştır. Toplumcu bir modeli savunan Ülkücü dünya görüşünün zenginliği toplumun her katmanına yayma düşüncesine , zenginliği ve zenginlikten kaynaklanan gücü elinde tutan Türkiye burjuvazisi  her zaman mesafeli yaklaşmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’ndan bugüne toplumumuzun tam anlamıyla milli bir burjuva sınıfı yaratamamış olması, mevcut burjuvazinin de küresel kapitalizmle yakın ilişkileri Ülkücüler ile İstanbul sermayesi arasındaki uçurumu derinleştirmiştir. Meseleye bu çerçeveden bakarsak küresel kapitalizme entegre olmuş sermaye gruplarının ve bu sermaye gruplarıyla yakın ilişkileri olan medya organlarının açık desteğine mazhar olan İYİ Parti’nin nasıl bir ilişkiler ağı içerisinde neşvünema ettiği daha iyi anlaşılır.

                Tekrar konumuzun başına döner isek ; MHP’ne gönül vermiş , doktriner Türk milliyetçiliğinin müdafii olan Türk Ülkücüleri kitlesi hipodermik şırıngalarla uyuşturulamaz, sihirli mermilerle vurulamaz. Gerçi yaşanan bütün süreç boyunca Türk milliyetçileri içerisinde hipodermik şırınga tarafından uyuşturulmaya müsait kişiliksiz, edilgen, teşkilat bütünlüğünden kopup atomize olmuş bireylerin varlığı birçok Ülkücünün malumu olmuştur. Bu ideolojik duruşu tartışmalı kişilerin Ülkücü Hareket içerisindeki mevcut varlığının da azaltılması gerekmektedir ve azaltılacaktırda.  İYİ Parti ancak statü ihtiyacını karşılamak için siyaseti seçmiş olup kendine yeni bir siyasi kapı arayan profesyonel siyasetçilerin, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oluşturulmak istenen CHP yönetmenliğindeki kutsal ittifakta yer almak isteyen ilkesizlerin ve yaşı, konumu, ünvanı, mazisi ne olursa olsun Ülkücü dünya görüşünü anlayamamış liberal milliyetçilerin geçici politik hevesi olacaktır.

İYİ’likten kastedilen Alparslan Türkeş çizgisinden kopuk liberal milliyetçilik ise –ki öyledir-, o halde yaşasın kötülük…!

               

Son Güncelleme: 06.11.2017 12:18
Anahtar Kelimeler:
Can Mustafa Çebi
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol