""

BİR YANDA DEVLET BAHÇELİ, BİR YANDA DA KAOS İSTEYENLER VAR!
Cengiz Korkmaz yazdı...
Eleştiri yapmak her insanın hakkıdır da, yalan, yanlış; olmamış bir şeyi olmuş gibi, olmuş bir şeyi olmamış gibi göstermek kimsenin hakkı değildir!..
..ama kaos isteyene herşey haktır!..

Sayın Devlet Bahçeli 11.10.2016 günü yapmış olduğu MHP Gurup konuşmasında, Anayasa ve Başkanlık Sistemi ile ilgili bölüme, "Türkiye çok ciddi bir beka sorunuyla karşı karşıyadır.
İç ve dış güvenlik sorunları giderek ağırlaşmakta, vatanımızı içine alan husumet çemberi giderek daralmaktadır.
Bu kuşatmayı kırmak, ülkemizin huzuruna ve güvenliğine kast eden risk ve tehditleri ortadan kaldırmak hepimizin temel önceliği olmalıdır.
Milli birlik ve beraberliğin titizlikle korunması gereken bir dönemdeyiz.
Kemikleşmiş önyargıları ve kısır çekişmeleri bir kenara bırakmalıyız.
Vatan ve millet sevdasıyla hareket edebilme basiretini muhakkak surette gösterebilmeliyiz.
Türkiye hepimizindir, hepimizin ortak vatanıdır.
Siyasi gündemde kronik çekişme ve çatışma konusu olarak duran temel sorunları bu anlayışla ele almak, ülkemizin önünü açmak ve geleceğini planlamak durumundayız.
Bunların en önemlilerinden birisi de hatırı sayılır zamandır ülkemizi meşgul eden yeni Anayasa kapsamında derinleşen hükümet sistemi tartışmalarıdır.
Konu önemlidir; çünkü sistem tartışmaları siyaseti tıkarsa rejim krizine dönüşebilecektir." diyerek başlıyor ve meydana gelebilecek tehlikeye dikkat çekiyor...

Yeni Anayasanın yapılmasının bir gereklilik/zaruret olduğunu, "Türkiye’nin yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyacı vardır ve sorumluluk hepimizin sırtındadır. Bize göre, bilhassa 15 Temmuz’dan sonra bu ihtiyaç acil bir hal almıştır.
Türkiye’de hiçbir şey, 14 Temmuz’daki gibi olmayacak, olamayacaktır.
Milletimizin yeni bir soluğa, yeni bir hukuki mutabakata yönelik çağrı ve talebi hissedilir ölçüde fazladır.
Bunu görmezden gelemeyiz, kulağımızın üstüne yatamayız." diyerek dile getiriyor ve "Milliyetçi Hareket Partisi Anayasanın tadilatına veya yeniden yazımına başından beri sıcak ve olumlu bakmaktadır." diyerek, yeni Anayasa hakkındaki düşüncelerini; MHP'nin hangi noktada durmaya devam ettiğini, "Bizim Anayasaya bakışımız da herhangi bir değişiklik, bir sapma veya farklı bir anlayışa savrulma yoktur.
Dün ne söylemişsek bugün de aynı çizgideyiz.
Dün nerede duruyorsak bugün de aynı noktadayız.
Özellikle Anayasanın ilk dört maddesinin değişmemesi, değiştirilmesinin dahi teklif edilmemesi hususundaki ısrarımızı kayıtsız şartsız muhafaza ediyoruz.
Bu çerçevedeki tutarlı ve sağlam irademizi yıllardan beri samimiyetle koruyor, sürdürüyoruz." ifadeleri ile bir daha hatırlatmıştır.

Geçen dönemde olduğu gibi olacakları sezen Sayın Devlet Bahçeli, "Ne var ki, Türkiye’yi yöneten devlet ve hükümet ricalinin Anayasaya uyma konusunda çok iştahlı ve hevesli olmadığı gelişmelerle sabittir." diyerek aynı sıkıntıları ve çekişmeleri yaşamamak adına, Cumhurbaşkanına, "Anayasanın 104. Maddesinde Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri, 105. Maddesinde de sorumluluk ve sorumsuzluk halleri düzenlenmiştir" diyerek, "Anayasa değişmeden yönetim sistemi üzerinde zorlamayla ve fiilen oynama yapılmıştır. Elbette bu çarpık durumun anayasal meşruiyetinin olmadığı da ortadadır.
Net olarak söylemek isterim ki, şu anda Anayasa çiğnenmekte ve suç işlenmektedir.
Fiili durumla hukuki gerçek taban tabana zıtlık içermektedir.
Parlamenter sisteminin miadının dolduğunu, bekleme odasına alındığını, ayak bağı olduğunu AKP yöneticileri ve Sayın Erdoğan defalarca ileri sürmüşlerdir.
Ülkemizde hukuksuz, kanunsuz ve Anayasaya tamamen aykırı bir yönetim modeli tecelli etmiştir. Ve Türkiye’nin mukavemeti bu nedenle esnemekte, zayıflamaktadır.
Elbette bunu kabul etmek, onaylamak, meşru görmek mümkün değildir.
Sayın Cumhurbaşkanı, Anayasanın kendisine vermiş olduğu yetki ve sorumlulukları zımnen tanımamakta, deyim ve ifade yerindeyse az bulmaktadır.
Sayın Başbakanın buna dünden razı olduğunu bilmeyen, duymayan da yoktur.
Anayasanın nasıl değiştirileceği, anayasal hükümlerle belirlenmiştir ve bu kesindir.
Filli durum ve dayatmalarla Anayasanın değişeceğini iddia etmek, Anayasayı rafa kaldırmak eğer gaflet değilse vahim bir art niyetlilik ve sinsi bir tezgâhtır." diyerek başkanlık sisteminden ziyade, anayasanın ihlal edildiğini ve edilmeye devam edildiğini ifade etmiştir.

Konuşma metnine baktığınız zaman Sayın Devlet Bahçeli, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumdan bahsederek, böyle bir ortamda kaybedeceğimiz zamanın ve kısır çekilişlerin kimseye bir şey kazandırmayacağını söylemiş ve Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu, buna herkesin uyması gerektiğini, yeni anayasanın bir ihtiyaç olduğunu ve artık bundan kaçışın olmadığından bahsetmiştir.
Yeni anayasasının yapılması aşamasında ise, "Bizim Anayasaya bakışımız da herhangi bir değişiklik, bir sapma veya farklı bir anlayışa savrulma yoktur.
Dün ne söylemişsek bugün de aynı çizgideyiz.
Dün nerede duruyorsak bugün de aynı noktadayız." diyerek ve geçmiş dönende ne dedi ise, bugün yine aynı noktada olduğunu/durduğunu tekrar ortaya koymuştur.

Bu konuşma metni ortada ilken, sözleri cımbızlayarak, "MHP Başkalık sistemine evet dedi/diyor" söylemeleri, milleti galyana getirme,  milleti birbirine düşürme, milleti MHP'ye düşman etme çabalarından başka bir şey değildir!..

Çünkü konuşma metnini incelediğinizde, konuşma metni uyarı içeriklidir!..
Ki, Türkiye'nin içinde bulunduğu durum ortadadır!..
Sayın Devlet Bahçeli'nin uyarılarını, artniyetli olarak alan ve aktaranların idda ettiği gibi asla değildir!..
Çünkü konuşma metninin devamı onları yalanlamakta, haksız suçlamalarını ortaya çıkarmaktadır.
Fakat art niyetli kişiler konuşmanın belli bir bölümünü alıp sizlere sunarken, diğer bölümünü görmezden geliyorlar; "Devlet Bahçeli bu konuda böyle diyor, ama burada da böyle diyor" demiyorlar!..
Çünkü onlar, ortalık/Türkiye yeniden karışsın, millet birbirine düşsün, kaos sürsün istiyorlar...
Çünkü onlar, 'Türkiye'yi 15 Temmuz öncesine nasıl getirebiliriz? Yeni kapı ruhunu nasıl bozabiliriz'in derdine düşmüşlerdir...

Sayın Devlet Bahçeli'nin konuşma metni düzgün bir şekilde okuduğunuz ve anladığınız zaman; ortaya koyduğu düşünce bu tehlikeye dikkat çekmektir!..

Sayın Devlet Bahçeli'nin dikkat çektiği/uyardığı tehlikeye Türkiye düşerse; kaos isteyenler başarılı olursa bu işin içinde çıkış zordur...
Çünkü 15 Temmuz gecesinden bile daha tehlikeli olacaktır...

Herkes aklını başına almalıdır; kimin ne yapmak istediğini iyi görmeli, iyi okumalıdır!..

Onun için bir yanda Devletin; Türkiye Cumhuriyeti'nin derdine düşmüş Devlet Bahçeli'nin, bir yanda da kaos isteyen zihniyetin var olduğu unutulmamalıdır!..

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol