Araştırma-İnceleme

Hazırlayan: Talip ÖZ

Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

      Türklerin Anadolu’ya girişleri çok eskilere uzanır. Roma ve Bizans dönemlerinde Macar ovaları ile Basarabya yöresinden Anadolu’ya ‘lejyoner’ olarak getirilen Peçenek, Kuman-Kıpçak ve Saka Türk boylarından sonra, Orta Asya’nın bozkırlarından Anadolu’ya gelen Kayı, Kınık, Kızık, Bayındır, Çavundur, Bayat, Alka-Evli, Kara-Evli, Yüreğir, Çepni, Yazır, Döğer, Dodurga, Yaparlı, Avşar, Beğ-Dili, Karkın, Peçenek, Salur, Eymür, Ala-Yundlu, İğdir, Büğdüz, Yıva adlı Oğuz boyları da vardı. Bu Oğuz boylarının ‘boy, soy, oymak, oba, aşiret’ gibi alt boyları oldukça fazla idi. Türk tarihi içinde ön adında KOYUN, KEÇİ, AT (YUND) gibi sıfatlar bulunan Karakoyunlular, Akkoyunlular, Karakeçililer, Sarıkeçililer, Alayundlular Anadolu’nun muhtelif yörelerinde yurt tuttular ve günümüze kadar ulaştılar. SARI-KEÇİLİLER, bugün özellikle Toroslar ’da yaylayıp, Mersin (İçel) yöresinde kışlayan önemli bir Oğuz boyunun alt oymağıdır.

   Anadolu'ya göç etmeden önce Türkler Orta Asya'da çoğunlukla bozkırlarda hayvancılıkla uğraşır, kısmen de şehirlerde otururlardı. XI. yüzyılda Anadolu kapılan Türklere açılınca göçebe kesim, yani geçimi hayvancılığa bağlı unsur, Anadolu'da ya dağlık bölgelere ya da dağla sahilin kesiştiği çizgilere yerleşmiştir. Pek tabiîdir ki, bu tercihte etki eden faktör, hayvancılık için gerekli olan yayla-sahil iklimidir.  

Sarıkeçililer: Sınırlı tabiat kaynakları karşısında artan hayvan ve insan sayısı zamanla tarıma yönelmeyi zorunlu kılmıştır. Böylece tarımla da uğraşmaya başlayan konar-göçer unsurların şimdi sözünü edeceğimiz Sarı Keçililerden bir kısmı dışında tamamı köyleşmiştir. XI. yüzyılda itibaren kendilerine Türkmen de denilen Oğuzların Türkiye Türkleri ile İran, Azerbaycan, Irak ve Türkmenistan Türklerinin ataları olduklarını biliyoruz . Ancak, Sarıkeçililer ‘in Oğuz boylarından hangisine mensup olduğunu belirtemiyoruz. Sarıkeçili oymağının Sarıkeçi, Sarıkeçili (Sarıkeçilü), Sarıkeçilili (Sarıkeçülülü) , adlarıyla da anıldığını İçel, Aydın, Konya, Karahisâr- ı Sahib, Akşehir ve Saruhan sancakları, Doğanhisarı Kazası (Konya sancağı), Antalya Kazası (Feke Sancağı), Eğridir, İsparta, Burdur, Dazkırı ve Uluborlu kazaları (Hamid sancağı), Tavşanlı, Honoz Kazası (Kütahya sancağı)  onların yaşadığı çevreler idi. Yaptığımız araştırmalarda, yukarıda sözü edilen yerleşim birimlerindeki Sarıkeçililerin tamamı yerleşmiştir. Bugün sadece 200 hanelik bir Sarıkeçili ailesi konar-göçer hayat sürdürmekte, bir başka ifade ile topraksızdır. Kışları İçel-Silifke-Gülnar-Anamur sahillerinde yazları da Konya'nın Seydişehir-Beyşehir yaylalarında kira ile yazlamaktadırlar. Her geçen gün tarım alanlarının genişlemesi, devletin orman dikim çalışmaları ve en önemlisi çağın gereği bu hayatı sona erdirmeye zorlayan etkilere karşılık tükenmekte olan konar-göçer Sarıkeçililer ‘in folklor ve etnografyasını tespit ettik. Prof.Dr. Faruk Sümer, Oğuzlar Ana yayınları No:1, syf: V (5) Cevdet Türkay a.g.e., syf: 143 (6) Cevdet Türkay a.g.e., syf: 657. Bu tebliğimizde onların daha çok dokumacılık sanatından söz edeceğiz. Asıl konumuza geçmeden burada birkaç hususa daha değinmekte fayda görüyorum. Sarıkeçililer, asıllarının Orta-Asya'dan geldiğinden başka bir şey bilmiyorlar. Kendisi ile konuştuğum Sarıkeçili Hacı Ali Atar bu konuda şöyle diyordu: -Öteden, Orta Asya'dan gelmiş, dedelerimizin dedeleri. Buralarda, Konya'nın Çumra kazasında yaşamışlar. Devir hep böyle gidecek sanıp, yer yurt tutmamışlar. O zamanlar bizimkilere kimse kafa tutamazlarmış. İstediğimiz her yerde yazlar, kışları da Akdeniz'de kışlanmışız. 1928 yılında Ali Rıza Yalgın'ın görüştüğü bir Sarıkeçili yukarıdaki ifadeyi doğrular mahiyette şöyle demişti. "Bizim kötelekle (bir çeşit kavga değneği) döğmüş olsalardı biz buralarda (Yörükeli'ne) konmazdık. Ama geçim daraldıktan sonra bak biz de Araplar gibi yaylâsız, güzlesiz yaşıyoruz" . Sarıkeçililerin bütün varlığı deve, davar ve deve sırtında taşınan ev eşyalarıdır. Sabah gün doğmadan çadırlar sökülüp, develere sarılır, öğleye yakın müsait bir alana çadırlar kurulur. Ertesi sabah aynı uygulama yenilenir. Bazı konaklamalar 2 günü bulabiliyor. Genellikle göç yolları bellidir. Yolun geçtiği köylerin muhtarlığından geçiş izni alırlar. Her geçtikleri ilçede adamları vardır. Bu vasıta ile sürünün aşısı ve doğum-ölüm gibi işlemleri yapılır. Hemen belirtelim halen pekçok Sarıkeçili nüfusa kayıtlı değildir. Yolculukları süresince güneşe bakarak saatlerini tespit ederler. Kendilerince geliştirilen takvimlere bakarak ve geceleyin yıldızların durumuna göre hava tahminleri yapılır. Kimi fırtınalar yaklaştığında çadırlar kaldırılmaz, kimi belli günlerde sürüler güneşe çıkarılmaz. Düğün ve cenaze merasimleri en yakın köyde yapılır. Ölüleri hayvan sırtında yakın bir köyün mezarlığına taşınıp gömülür, ölüleri dağda bırakma âdeti yoktur. Düğün için kız tarafı başlık alır. Başlık deve ve keçi olduğu gibi kısmen altın ve nakit para da olabilir. Ali Rıza Yalgın Cenupta Türkmen Oymakları Cilt II. syf: 128. Kadınların başı feslidir. Fesin önünde üç-dört katar altın veya gümüş olur. Üç peşli entari giyerler. Uzun gömlek giyilir. Önde "öncek" bulunur. Yeni yetişen nesil bu usulü devam ettirmiyor. Erkekleri de şalvar, şapka ve ceket giyerler. Başkaca erkeklerin değişik bir giysileri yoktur. Sarıkeçililerin dili başlı başına incelenecek bir konudur. Çok güzel Türkçe konuşurlar. Kadınları erkekten kaçınmaz. Yabancı erkeklerle beraber otururlar ancak konuşmaktan imtina ederler. İslamiyet’e olan inançları tamdır. İbadetlerini yaparlar. Cuma ve Bayram namazlarını bulundukları yerden ayrılıp mutlaka bir köye giderek topluca yaparlar. Aralarında imamlık yapacak kişiler bulunduğu halde bir yerleşim birimine gitmeyi her zaman tercih ederler. Sarıkeçili çadırlarının ikisini bir arada görmek mümkün değildir. Birbirine asgari 500 metre uzaklığa kurulur. Her hane sahibinin 100'ün üzerindeki hayvan sayısının birbirine karışmaması için bu tür uygulamaya zorunludur. Ayrıca her sürü kendi çadırını bilir; akşam dağdan dönünce doğruca kendi çadırlarının etrafına koştukları gözlenmiştir. Sarıkeçili çadırı 5 direklidir. Boyu 2 metreyi bulan "orta direk", bu direği aynı çizgi üzerinde karşılıklı 2 de yan direk takip eder. Boyları orta direğe göre 10 cm. kadar kısadır. Orta direğe karşı 2 de ön ve arka direk vardır. Bunlar da yan direkten 10 cm. kadar kısadır. Çadırın çözgülük ve atkılığı 2 kat bükülmüş kıldan dokunur. 2-3 metre uzunluk, 50 cm. enlidir. Çadırın içinde 4 m2'lik bir alan oluşur. Kapı kısmı güneye açılır. Girişin sağına yatak eşyaları dizilir. Karşısında yiyeceklerin saklandığı çuvallar dizilidir. Girişin hemen solunda ocak vardır. Geriye kalan tek yöne de çeşitli giyecek ve kıymetli eşyaların saklandığı "alaçuvallar" dizilmiştir. Yer döşemesinde çokça 2,5 x 1,5 cm. ebadında keçe kullanılır. Keçenin yünü kendilerinden verilmek şartıyla başkalarına yaptırılır. Sarıkeçililerce yaptırılan hemen bütün keçelerde karşılıklı uzun kenarlarda 20 cm enli iki bordur ile ortada da ayrı bir bordur dikkati çeker. Ortada keçe sahibinin isminin yazıldığı görülmektedir.

DOKUMALAR: Konar-göçer hayatta, akşam konaklanarak sabah yürümek topoğrafik nedenlerle taşıma araçları, at, deve ve eşekle sınırlanmıştır. Dolayısı ile tüm eşya ve ihtiyaç duruma uygun biçimde doğup gelişmiştir. Eşyanın hammaddesi, yaşantının sürdüğü tabiat şeridi üstündeki bitki, hayvan ve diğer doğal maddelere bağımlı kalmaktadır.

ISTAR: Her türlü dokumanın yapıldığı tezgâha "ıstar" adı verilmiştir. 5 dakikada sökülür, aynı sürede de monte edilebilir. Taşıma için hayvan sırtına yüklendiğinde dengeli durabilecek biçimde 4 parçadan oluşmuştur.

NETİCE: Sarıkeçililer ‘de diğer Yörüklerde olduğu gibi dokuma sanatı usta çırak ilişkisi içinde gelişmektedir. Bu durum yanışları bir kalıp halinde hafızalara yerleştirmek suretiyle zamandan kazanmak için gereklidir. Bilinmeyen bir yanışı dokumalarında kullanmazlar. Davarın sağımı, kırkımı, döl alımı, çadırın kurulması, yiyecek hazırlama hatta davar otlatma gibi bütün günü meşgul geçen Sarıkeçili kadını bilmediği bir yanışı dokumasına yerleştirmek için zaman harcamıyor. Bu durum asırları bulan geçmişi ile yanışları günümüze aslını bozmadan getirmiştir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Halil ÖZ 2017-07-08 18:04:53

Cok güzel net bir araştırma olmuş, yüreğine sağlık halamınoğlu sayfamıza süpriz yaparak güzel bir konuya değindin saygılarımla

Avatar
una öz 2017-07-08 18:32:39

Eline sağlık çok güzel olmuş