Profesör Doktor İskender ÖKSÜZ ya da nam-ı diğer Ayhan TUĞCUGİL’i Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi adlı kitabıyla hatırlarız. Bir de Sancı adlı efsane romanımız ve yazarı Emine Işınsu hanımefendinin eşi olması hasebiyle hatırlayanlar vardır.

İskender ÖKSÜZ hoca yakın zamanda Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi adlı kitabını kendi orijinal adıyla müstear Ayhan TUĞCUGİL’i kullanmadan yeniden yayımladı. Kitabı öğrenciliğimde okumuştum. Yeni baskısı ne durumdadır bilmiyorum, ne kadar satıldı ve yankı uyandırdı ondan da haberdar değilim. Ama fark ettiğim bir şey var, hoca Ülkücü camianın gündemine oturmak ve konuşulmak istiyor. Bunun için de tarihte de pek çok kişinin uyguladığı bir yönteme başvurmuş: Bevvâl-ı çeh-i Zemzem

“Hem Balgatçı, hem namuslu, hem akıllı olunmaz. Balgatçı+ namuslu akılsızdır. Balgatçı + akıllı namussuzdur. Akıllı + namuslu Balgatçı değildir.”
 


Bu önerme İskender ÖKSÜZ’e aittir. Sosyal medya hesaplarında paylaşmıştır. Bu terbiye sınırlarını aşan sözler bu yaştaki bir Profesöre yakışmamıştır. Bizim anladığımız kadarıyla İskender ÖKSÜZ hoca, Yeniçağ gazetesinin yazarları FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp aynı gün bırakılınca kıskanmış ve çok iyi reklamlarının yapıldığını düşünmüş olacak ki kendince ben de nasıl gündeme gelirim hesabı yapmış olmalı. Belki de “Abla”nın ihracından ne dediğini bilemez olmuş da olabilir. Kim bilir…

Ziya Paşa bir beytinde şöyle der:
Bevvâl-ı çeh-i Zemzem’i lanetle anar halk.
Sen Kâbe gibi kendini hürmetle benâm et.
İnsanlar, Zemzem kuyusuna işeyen adamı lanetle anar.
Sen kendini Kâbe gibi hürmetle andırmaya bak!
 
İskender ÖKSÜZ hocanın durumunu en iyi anlatan bir kıssa vardır Ziya Paşa’nın şiirinde bize hatırlattığı:
Rivayet odur ki, eski zamanlarda bir adam varmış. Tanınmış biri olmadığı için aşağılık kompleksi duymakta ve bundan dolayı da tanınmak istemekteymiş. Dünyadaki en büyük tutkusu, herkes tarafından tanınmakmış. Fakat yaradılışından gelen yeteneksizliği sebebiyle şöhret olması mümkün değilmiş. Bu adam mutlaka tanınmak ve her yerde bilinmek için birtakım yollar deniyormuş ama olmuyormuş işte. Sonunda çok etkili bir yol bulmuş. Hac mevsiminde Kâbe’ye gitmiş ve etrafın kalabalık oluşuna aldırmaksızın herkesin gözü önünde Zemzem kuyusuna bevletmeye yani işemeye başlamış. Çevredekiler "Ne oluyor?" diyerek engellemeye çalışmışlar, ancak başaramamışlar. Olayı gören herkes "Zemzem kuyusuna bevleden adam" diyerek birbirlerine göstermiş. Yaptığı bu davranış o kadar yankı uyandırmış ki zamanla bu adam hangi şehre gitse gittiği yerdeki halk tarafından "Zemzem kuyusuna bevleden adam" denilerek birbirlerine gösteriliyormuş. Adam da, her gösterilişinde, her isminin söylenişinde, her lanet okunuluşunda gururlanıyor, şöhrete kavuşmanın hazzını yaşıyormuş. Sonuçta olumsuz da olsa "Zemzem kuyusuna bevleden adam" olarak tanınmış ama gerçek adını hatırlayan hiç kimse olmamış.
 
Sevgili akça pakça sakallı hocam, konuşulmak ve gündemde olmak için bevlettiğiniz suda abdest almak zorunda kalırsınız bir gün. Hak vaki olduğunda ardınızdan “Allah rahmet eylesin” diyecek insanlara “namussuz” diyebilecek kadar büyük namussuzluk ve akılsızlık yoktur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol