Kıymet bilenlere, davasının hizmetkarlarına, ikbal değil çeri olanlara seslenişimiz her zaman oldu olmaya da devam ediyor...

Kıymet bilenlere “Ülkücü Hareket” fikir hazinemizdir.

Kıymet bilenlere “Milliyetçi Hareket” hizmet hazinemizdir.

15 yılı aşkın bir süredir Milliyetçi Hareket’in cefakar mensuplarının neler çektiklerini iyi bilenlerdenim. Çünkü ben de bu zulmün bir kurbanı oldum, hala da işsizler kervanında gidiyorum. 40 yıllık emek ürünü gazeteciliğimi bir çırpıda iktidar baskısıyla hiçe sayanlarla elbet hesaplaşmam olacaktır. Bunun hesabını zulüm edenler mutlaka vereceklerdir.

Ancak Türkiye’miz, güzel vatanımız bu 15 yılın ağır tahribatının ardından yine aynı iktidar mensuplarının iyi çocuklarının enkazına çevrilmiştir. Bu enkazı gören sırtlanlar da aziz vatanımız için bitmeyen hesaplarını yeniden yapmışlardır.

AKP iktidarının iyi çocuklarının 15 Temmuz garabetinden nemalanmak isteyen küresel güçler, ellerini sokmadık yer bırakmamaktadırlar.

Hal böyle olunca bu oyunlara dur diyecek bir güçlü el gerekirdi. Bu el, ortadadır. Bu el, Milliyetçi Hareket’in sayın Lideri Devlet Bahçeli olmuştur.

Bu güçlü elin varlığını hesap edemeyen küresel aktörler, figüranlarına yapmadıklarını bırakmadılar, bırakmaya da niyetleri olmadığı apaçık görünüyor.

60’ından sonra yol arkadaşı olmaktan onur duyduğum Milliyetçi Hareket’in Ankara Teşkilatının Lideri, İl Başkanımız sayın Fatih Çetinkaya’nın, yaşananlara neşter vuran bir yazısını buradan sevdası Türkiye olanların dikkatine sunmak istiyorum. İşte o değerli yazı:

“Kıymettar dava arkadaşlarım;

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Türk Milliyetçileri olarak Ülkücü Hareket yaşam alanımız, Milliyetçi Hareket sınır taşımızdır.

Rabbimin hükmünde ve lütfunda, mücadelemiz hep bu alan ve sınır içerisinde, inancını taşıdığımız bu mukaddes davaya gücümüzün yettiği ölçüde hizmet olarak ebediyete kadar sürecektir.

Hiçbir şart altında gecemize güneş açmaz, gündüzümüze ay doğmaz. Yani hiçbir dünyevi bedel karşılığında inandıklarımızdan ve doğrularımızdan taviz vermeyiz, vermeyeceğiz.

Herkesten farkımız herkes gibi olmayışımızdandır. Bizi kıymetli kılan da bu olsa gerekir. Bu anlamda istikametimizi bilir, kendi yolumuzda yürür ve yönümüzü buluruz.

Bizden olmayanların pusulasına göre hareket edip yönümüzü tayin etmez ve şaşıranlardan olmayız.

Dolayısıyla, mayası sağlam bir davaya, fikirlerine su katılmış siyasi iradelerin akıl vermeye ve tenkit etmeye hakları yoktur. Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi’nde taşıdıkları siyasi sıfatları düşenlerin de bizi yönlendirmeye hakları yoktur.

Yine Milliyetçi Hareket’in yürütme kurullarında görev alıp, canını, vaktini ve keyfini sevenlerin de sorumluluklarını yerine getirmedikleri halde “Bu partide işler iyi yürümüyor” bahanelerinin, onları iyi tanıyan bizler için de bir önemi yoktur.

Buradan hareketle Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurumsal olarak ortaya koyduğu bir görüşe karşı çıkmak adına Ankara’da bir salonda “Türk Milliyetçiliği Platformu” adı altında kutsal davamızın şahsi ve fikri değerleri kullanılarak ve sloganlar atılarak yapılan toplantının manevi içeriği, önemi ve kriterlerinin olmayacağı aşikardır.

Buradan tepki olarak soruyorum!

1992 yılında bir gazete demecinde “Milliyetçi Çalışma Partisi, Türkiye’nin en küçük partisidir. Bizler MHP’yi kuralım Alparslan Türkeş gelmesin” diyerek, Türk Milliyetçilerinin Başbuğunu saf dışı etmeye gayret eden ama başaramayınca da “Türkeş ile yollarının ayrıldığını” söyleyenler, o salonda gösterildiği ifade edilen Cennetmekân Başbuğumuzun seslenişini perdeye bakarak izleyebilmişler midir?

Başbuğumuz hayattayken yanında olmayanlar, O’nu çileli mücadelesinde yarı yolda bırakanlar, hangi güdü ve yetkiyle toplantılarında adını ve resmini kullanmışlardır?

“Biz Türkeşçiyiz” diyenler salondaki bu ortamdan ne hissetmişlerdir?

Elbetteki Cennetmekân Başbuğumuz Alparslan Türkeş, bir dünya ve tarih değeridir.

Lakin dün kendisinin gölgesine bile sığınamayanların bugün isminin arkasına sığınmaya kalkmaları ibretlik bir durum değil de nedir?

Daha bu hafta Çin’deki Komünist Partisini ziyaretten dönen ve görüşmelerde vatanımıza sığınan mazlum ama asil Doğu Türkistanlı Türk soydaşlarımıza “Ülkenizde terörist Uygurlar var” diyenleri onaylayarak el sıkışan Perinçekgiller familyasından olanlar da bu salonda mıydılar?

Peki, buna ilaveten bizler seçim mücadelelerinde, Tandoğan ve Arena gibi büyük toplantılara Ülkücü Hareket’in kuvvetini gösterelim diye çırpınırken, o günlerde makamlı mevkili olup da salonlara ve alanlara danışmanı ve şoförüyle gelen ama muhalif kongre sürecinde bir delegenin akrabalarına hatta asker arkadaşlarına bile ulaşanlar da orada mıydılar?

Yine o süreçlerin gece ayazlarında yüzlerini bile çoğunun tanımadığı dışarıda çalışan fedakârlarımıza moral vermek için uğramayanlar, soğuk çayımıza ortak olmayanlar da orada mıydılar?

Yerel ve genel seçimlerde MHP’den aday olmak için kırk takla atıp aday olduktan sonra seçim sandık iaşelerini bile ödemeden kaçan büyük dava adamları da o salonda mıydılar?

Yine geriden bugüne gelirsek; 2002 seçimlerinde sandığa gitmeyip MHP’yi baraj altında bırakanlar; 2014 yerel seçimlerinde “SAĞA - SOLA” koşuşanlar,

Sonra da “Sağda solda çalışmış olabilirim, MHP’liliğimi alabilirsiniz ama Ülkücülüğümü asla” diyebilen, sözün özü sırtımızdaki hançerde el izi olanlar siz de orada mıydınız?

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ‘”AKP ile hükümeti kurmadınız” diye sandığa gitmeyen, 4 puandan fazla gerilememize sebep olan şimdi de “siz AKP ile beraber hareket ediyorsunuz” diye saldıranlar, siz de orada mıydınız?

Ve üst düzey yetkili bir CHP’linin “Toplantıya gerekli ihtimam gösterilsin” sözüne karşı, orada gerekli ihtimam bekleyenler siz de orada mıydınız? 

Sadece soruyoruz bu ifadelerimizin muhatapları oralarda mıydı diye... Orada değilseniz önemli değil.

Yok oradaysanız; ne yaptınız?

Yoksa “Ülkücü Hareket engellenemez” diye siz mi haykırdınız?

Unutmayın ki, doğruluk Ülkücünün zırhıdır.

Türk Milliyetçilerinin varlığı değer kıymet bilenlerin, cefasını çilesini çekenlerindir.

Orada bu değeri yaşayan, bilen ve her anımızda buna şahitlik edeceğimiz az da olsa arkadaşlarımızın olduğunu biliyoruz. Düşüncelerine ve kararlarına saygımla onların geç kalmadan bir gerçeği görmelerini ümit ediyoruz.

Sizler hayır diyebilirsiniz ama Ülkücü Hareket’in hayrına davranmayanların yanında hayır demek bu hareketin hayrına olmayacaktır.

Türk Milliyetçiliğini yaşayanlar ile Türk Milliyetçiliği oynayanlar aynı yerde olamaz!

Dün yabanın bağında dal, dalında gül olanlarla tabancasını helâda unutanlardan öğrenecek bir şeyimiz yoktur olmayacaktır.

Yine söylüyoruz!

Bu onurlu yolda

Başbuğ’muz Alparslan TÜRKEŞ

Liderimiz Devlet BAHÇELİ

Varolsun ÜLKÜ OCAKLARI

Yaşasın MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ

Böyle bilir böyle yaşarız.”

* * *

Ve son sözümüzü Cennetmekan Başbuğumuz’un vasiyeti ile noktalayalım:

“-Hepiniz birer Türk Bayrağı'sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol