Yarım kalan türküler vardır hani; hiç söylenmemiş, söylenmeyecek olan. Yarım kalan acılar vardır, gözlerinden akıtamadığını sözlerinden akıtan. Çığlıklarını sessizce yüreğinin en dehliz köşelerinde zincirlere vurduğun hani.

Taş basarsın, tuz basarsın da unutamazsın. Acımız elbette ki büyük ama öfkemiz ve kinimiz de bir o kadar büyük.

Kılıçkıran, Önkuzu, Kerse, Fırat ve daha niceleri... Acıları geçmedi, geçmeyecek. Ne öncekiler ne de sonrakiler unutulmayacak, unutturulmayacaksınız. Vatan uğruna, bayrak uğruna, onurumuzla acımıza toprak atmasını da bildik, bağrına bebe belemesini de. Bırakın karışını istemeyi, tozunu bile üflemeyiz kimseye. Haddinizi, ceddinizi bildirmeyin bize.

Kimseden aferin falanda beklediğimiz yok. Kendi vatanımızda ilerde mağdur olmamak için mağrurca yaşıyoruz. Sadece vatanı sevmek öyle kuru kuruya Türk’üm, anlıyım, şanlıyım demekle olmuyor. Bedelini ödediğini zannettiğin bedelle ise hiç olmuyor ne yazık ki. Fırsatını bulduğunda kuyruğunu kıstırıp kaçmak değil, bir kartal edasıyla uçmayı bilmektir ayrıca. Unutma şehidine görev atana ise ödevdir.

Ülkücü Hareketin son şehidi Ege Üniversitesi tarih bölümü son sınıf öğrencisi Fırat Çakıroğlu, Ege Üniversitesinin orta yerinde üstelik planlı ve organize bir saldırı ile 2015 yılında, terör örgütlerinin gençlik yapılanması mensuplarınca, terörle mücadele ederken katledildi. Bilerek, isteyerek, kasten.

Kim ne derse desin, neye inanırsa inansın Fırat Yılmaz Çakıroğlu, terörle mücadele şehididir. Tartışması dahi olamaz. Geçtiğimiz hafta mahkemesi sonuçlandı Fırat’ın. Ömür boyu müebbet. Davasını sonuna kadar sahiplenen, savunan tüm milliyetçi avukatlarımıza sonsuz saygılar, selamlar.

Bir nebze su serpildi yüreklerimize. Bir nebze diyorum; çünkü suçlunun biri içerde, peki ya diğerleri...? Aslında suçta çok suçluda çok. Yıllardır memleketin ne kahpesini bitirebildik, ne de acısını dindirebildik. Dışından bakınca insan, kabuğunu soyunca şeytan o kadar çok namert var ki dönen dolapları, entrikaları söylemeye bile gerek yok. Her taşın altı bir batman pislikle dolu. Ne ile mücadele ediyoruz, nasıl mücadele ediyoruz. Gelinen nokta ne! Hangi perhize hangi turşu Allah aşkına. Ülkenin güneydoğusunda PKK ile mücadele edilirken batısında terör örgütleri üniversitelerde kontrolü ele geçirmeye çalışıyorlar.

Bu yapılanmaya destek olan, kendisini sosyalist olarak tanımlayan yüzlerce akademisyen ise sosyalizm ortak paydasında buluşup eylemlere sahip çıkıyor. Üniversitelerde mürekkep yerine kan akıtılıyor. Bu ülkede bilim yuvalarını terör yuvalarına çevirenler tepeden tırnağa kadar Fırat’ın ölümünden sorumlusunuz, suçlusunuz.

Çözüm süreci diyerek süslü laflar edip üniversitelere teröristleri doldurmak akıl işi değil, marifetse hiç değildir. Açılım saçılım diyerek öyle ülkenin ağzını aralamayacaksın. Açılımı ya tam açacaksın, yada kapatacaksın. Kim giriyor kin çıkıyor bilelim. Ülkeyi ilgilendiren bu denli önemli konuda tepedeki en yetkili Fırat’ın öldürülmesini sen ben davası olarak olaya kişiseldir diye bakıyorsa, siyasetçiyim bürokratım diye ortalıkta salınmayacaksın.

Üniversitelerde en yetkili olarak, olaylar çığırından çıkana kadar seyirci kalıyor, Anayasal düzeni sağlayamıyorsan rektörüm diye o sektörde gezmeyeceksin. Taşıdığın janjanlı cübbenin hakkını vereceksin. Sahipsiz ve kanaatsiz bir yaklaşımla olayı sağ sol çatışması gibi gösterip bir kaç saniyelik haberle gazetecilik yapmayacak, medya patronlarının ellerine tasması verilmiş üç maymun gibi oynamayacaksın. Ülkemin sınırları içinde yakılan bayrağıma, parçalanan Atatürk büstüne, atılan sloganlara, açılan pankartlara tahammül edemediği ve bu uğurda can verdiyse bu çocuk, bırak yürümeni, ağzını kıpırdatmıyorsan adalet istiyorum diye kaldırıma bile çıkmayacaksın.

Hrant ölünce Ermeni, Berkin ölünce Alevi olanlar, Esma için gözyaşı dökenler, ölen ülkücü bir genç olunca Türk olamayanlar hakkınızı hukukunuzu batıya değil vicdanınıza duyuracaksınız. Bu zamana değin soframıza oturttuklarımız sinimizi başımıza devirdi. Haksızlık karşısında susmak yok öyle. Vatan için, bu uğurda ülkücü bir nefer göğsünü sper edip adam gibi korkusuzca ölüme yürüyorsa, bende ülkücü -milliyetçi bir kadın olarak korkusuzca, anaların ağıtlarını duyurmak için babalar gibi yazarım. El terazi, göz mizan... Boşuna heveslenmeyin. Yarım bırakılmış türküleri tamamlaycak daha çook yiğit var ülkemde.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Fikret 2017-07-29 11:24:18

Sayın ülkü hanım bıyıksızlara yamaya başladığınızda beri sizi ilgi ile takip ediyorum ğerçekten gündeme dair konuları çok ustaca kaleme alıyorsunuz tebrik ederim yüreğinize ve kaleminize sağlık başarılı yaxılarınızın devamını diliyorum

Avatar
Ülkü perizat sürücü 2017-08-04 20:57:19

Çok teşekkürler ediyorum Fikret bey varolunuz.