Eğitim ile alakalı herkes Tevhid-i Tedrisat kanunun çıkarılışı, içeriği ve uygulanması hakkında az çok bilgi sahibidir.
Kanun, 3 Mart 1924 Tarih ve 430 sayı ile Eğitimde birliği ve fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla bütün cemaatlere, vakıflara vs bağlı okulların Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmasını zorunlu kılmıştır.
Uygulamanın temel amacı Devlet'e bağlı, Devlet kontrolünde eğitimde birliği sağlayarak her öğrenciyi eşit şartlarda eğitip, fırsat eşitliğini sağlayıp, ortak kültüre sahip nesiller yetiştirmektir.
Bu uygulama Cumhuriyetin ilk yıllarında Osmanlı ile mukayese edildiğinde çok başarılı olmuştur.
Devlet kontrolünde olmayan okıllar Devlete devredilmiş, okulların bütçeleri Milli Eğitim Bakanlığına aktarılmıştır. 
Peki, günümüzde öğrenciler fırsat eşitliğine ne kadar sahiptir?
Veya diğer şekliyle, parayı verenin düdüğü öttürdüğü özel okulların, parayı verenin gigidebildiği dersanelerin, özel kursların olduğu bir ortamda fırsat eşitliğinden bahsetmek kendini kandırmaktan öteye gidebilir mi?.
Hesapta FETÖ'den dolayı dersaneler kapandı.
Oysa FETÖ sadece dersane sahibi değildi.
Özel okulları da vardı.
FETÖ'den dolayı dersaneler kapandıysa, yine FETÖ'den dolayı özel okullar neden kapanmadı?
Dersanelerle tehdit olan bir yapı, özel okullarla tehdit olmuyor mu?
Hükümet, dersanelerin misyonunu yerel yönetimlere yükledi.
Peki, yerel yönetimler bu işi nasıl yapıyorlar?
Sınavla başarılı öğrencileri seçerek onlara dersane hizmeti verecekler.
Peki, sınavda başarılı olamayan, sınava giremeyen, veya dersane hizmeti verilen bölgeye uzak yerlerde oturan öğrenciler bu hizmetten faydalanabilecek mi?
Hayır.
Peki, dersane hizmeti verilen merkeze yeni atanmış, sınavdan sonra o bölgeye taşınmış bir vatandaşın çocuğunun bu hizmeti alması olası mı? Hayır.
O zaman nerde kaldı fırsat eşitliği? 
Yani hükümetin kararıyla, yerel yönetimler eliyle verilmesi gereken dersane hizmetinin bile Tevhidi Tedrisat kanunuyla örtüştüğünü söylemek mümkün değil.
Ülkemizde Eğitim sistemi maalesef yapboz tahtası gibi. Birkaç senede bir yönetmelik değişmekte.
Pedagojik olarak şu bilimsel gerçeği unutmamalıyız:
Eğitim sisteminde yapılan bir değişikliğin sonucunu 30 yıldan önce görmek mümkün değildir. 
İngiltere, yaklaşık 140 yıldır eğitim sisteminde hiç değişiklik yapmamıştır.
Rusya'da gerek Sovyetler Birliği döneminde olsun, gerekse şimdilerde olsun Moskova'nın merkezinde okuyan bir çocukla, Sibirya'nın en ücra köyünde okuyan bir çocuğun birebir aynı eğitimi aldığını okumuştum.
Sovyetler zamanında Türkiye'ye iltica eden bir arkadaşıma sordum, doğruymuş.
Herşeyin başı eğitim derler. 
Süper güç olmanın yolu da eğitimden geçiyor elbette.
Fakat "Millli Eğitimden".
Hem de fırsat eşitliği olanından..
Kısaca, eğitim şart azizim...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol