25 Eylül 2016 Pazar 23:15
3798 Okunma
ÖĞRETMEN ŞEHİTLERİMİZDEN BİRİ
" Urfa’nın Siverek ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Babası kalaycılık (günümüzde unutulan sanatlardan biri) yaparak ailesinin geçimini sağlıyordu. Çocukluk yaşlarından itibaren iyi bir meslek sahibi olup babasını rahat ettirmeye azmetmişti. Bu azim ve kararlılıkla, önce Siverek Gazipaşa İlkokulu ve Merkez Orta Okulunu “Pekiyi” dereceyle bitirdi. Gaziantep Erkek Öğretmen Okulunda okuduğu dönemde ülkemizin maruz kaldığı komünizm tehlikesini farkederek hemen safını belirledi ve imanlı bir babanın evladı olarak tabiki “Hak” olanların yanında yani ülkücü hareket içinde yerini aldı. Artık tek düşüncesi vardı; okulunu bir an önce bitirip, kendisine emanet edilen gencecik öğrencileri vatanını, milletini, bayrağını seven, dinine bağlı birer “İman Kalesi” olarak yetiştirmeyi hedeflemişti.
Karuk Köyü İlkokulunda stajyerliğini tamamlamış ve Siverek merkezdeki Türközü İlkokuluna atanmıştı. Bu okulda görev yaparken ermeni maşası bölücüler tarafından evi önce kundaklandı ardından bombalandı. 1976-77 Eğitim Öğretim döneminde Urfa merkeze tayin edildi.
Kısa zamanda okulunda öğrencilerin, mahallesinde ise velilerin sevgi ve saygılarını kazanmıştı. Devlet otoritesinin zaafiyetinden faydalanan bölücüler ve komünistler oluşturdukları güç birliği ile ülkücü kıyımına başlamışlardı. Ülkücüler savunma durumuna geçmişler fakat ne zaman nereden geleceğini tam olarak kestiremedikleri dış destekli ve tam donanımlı katiller yine de her seferinde amaçlarına ulaşıyorlardı. Kurulan pusularda her yaş grubundan, her meslekten ülkücüler hedef alınırken namlular özellikle ülkücü öğretmenleri gösteriyordu. 3 Mayıs 1977’de Öğretmen Mahmut BEDİR şehit ediliyor, 6 Şubat 1978 günü yine Öğretmen Turgay YETKİN şehadet şerbetini içiyordu.
Fakat ölümün etrafında kol gezmesi O’nu asla korkutmuyordu. Çünkü O, “Bugün Turgay gitti, yarın başkası / Bu iş vatan işi olmaz şakası / Ben de bu yoldayım var mı dahası? / Ağlayıp kalbini dağlama anam” diyerek şehadete ne derece susadığını ispat ediyor. Ellerinde orak çekiç amblemli silahlarla fare deliklerinde saklanan kızıl komünistlere ve bölücü vatan hainlerine inat her sabah başı dik alnı açık olarak evinden çıkıyor ve büyük bir hevesle öğrencilerine koşuyordu.
Teşkilat içinde Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD) Başkanlığı görevini başarıyla tamamlamış ve Ülkücü Öğretmenler Derneği (Ülkü Bir) Başkanlığına seçilmişti. Mesleğindeki başarısından dolayı da Milli Eğitim tarafından 11 Nisan Kurtuluş İlkokuluna Müdür olarak atanmıştı. Başarısı aldığı takdirnamelerle taçlanıyordu.
1978 senesinde işbaşına gelen CHP Hükümetinin başlattığı ülkücü bürokrat kıyımından nasibini alarak Cumhuriyet İlkokuluna öğretmen ünvanıyla atanıyordu. Bu okulda görev yaparken 25 Eylül 1978 sabahı okulun kapısında uğradığı silahlı saldırı sonucu Cenab-ı Allah’ın vaadi üzerine şehadet şerbetini içerek ölümsüzleşiyordu.
Ertesi gün bütün Urfa esnafı bu olayı protesto etmek için kepenklerini kapatmış ve Dergah Camiinden kaldırılan Fehmi hocanın cenazesine iştirak etmişti. Zira Fehmi KASANOĞLU sadece öğrencilerinin değil bütün Urfa’nın gönlünde taht kurmuştu. Cenazesi tekbirler eşliğinde stadyum önüne kadar getirildi ve buradan Siverek’e uğurlandı. Efendimize (SAV) komşu olsun İnşaallah… "
İMAM HÜSEYİN SAVAŞ'IN YAZISI
Sizleri minnet ve şükran duygularımızla yadediyoruz.
Ruhun şad, mekanın cennet olsun.
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol